15 Kasım 2007 Perşembe

(On/)Off Tuşu


Bir yüzük istiyorum. Parmağımda dursun. Parmağımı bir yerde bırakmadıkça o da hep yanımda olsun diye. Parmağımı da bırakmam hani kolay kolay, acır filan.

İşte o yüzük var ya, hahaha, yok yok, ilahi, sana girmesin.

Küçük bir kutu olsun o aslında. Ufacık. İçinde bir hap, toz, ya da eğer dışarı sızmayacaksa bir sıvı olsun. Ve her neyse o, zehirli olsun. Hep yanımda taşıyayım, parmağımda.

Teknolojik bir alet filan yapsak, herhalde kontrol paneline ilk kapatma düğmesini koyarız; öyle değil mi?

İşte ben de kontrol etmek istiyorum hayatımı, kendimi. Bir direksiyonum yok. Yani var da, az dönüyor. Ve ben hızlıyım. Hızla yaşlanıyorum. Bu benim değil, zamanın hızı aslında. Böyle bir hızda bu kadar küçük açılı bir direksiyon pek bir işe yaramaz. Arabalardan filan da biliyorsundur ya, viraja hızlı girersen savrulursun, takla atarsın belki, oralarda bir uçurum varsa, allah esirgesin...

İşte, direksiyon işimi görmüyor pek. Altında kırmızı ışık yanan kocaman kare bir düğme istiyorum ama. "Kontrol öyle olmaz, böyle olur" der gibi, "çat" diye bitirmek, bitirmek değil de, onu yapabilecek olmak istiyorum.


3 yorum:

DIAGONEL dedi ki...

son a erdirme işinin kendin tarafından istediğin zaman yapılabileceğini bilmenin inanılmaz çekiciliği ve hafifleticiliği....


kimseye boyun eğmeden her zaman her an ben kendi işimi kendimde görebilirim düşüncesi ....


yada kısaca sadece biraz fazla gibi duran ÖZGÜVEN ....

GÜZEL YAZI OLMUŞ YÜREĞİNE SAĞLIK

wecarealot dedi ki...

Teşekkür ederim.

Kendi sesimin yankısından başka bir şey duymak çok hoş.

wecarealot dedi ki...

Diagonel, yorumunu tekrar okudum da, "... biraz fazla gibi duran özgüven İHTİYACI" diye değiştirirsek, sanırım katılabilirim...

Özgüven tuz gibi, fazlası zarar, ama bir miktar gerekli.