Masanın üstü tozluydu. Parmağımı dokundum. Farkında olunmayan, çaresizce bir meraktı dokunmama sebep. Kapıya geleni "Geldin mi?" diye karşılamak gibi bir şey.
Duvara yaslı kanepeye doğru yürüdüm. Otururken banyonun kapısı açıldı, elinde havluyla çıktı. Az önceki halinden biraz daha dinç görünüyordu; yine de ölü gibiydi, gözlerinden uyku akıyordu hala. Gözüm bir an masanın üstündeki boş bira şişelerine kaydı. Diri görünen tek yeri parçalı karın kaslarıydı. Düzgün bir vücudu vardı, kaslı olduğunu biliyordum, ama onu böyle görmemiştim hiç. Üstünde bir tek gri eşofman altı vardı, göbeğinin altında duruyordu ve içinden baksırı çıkıyordu kıçının üstüne doğru.
Elindeki havluyla yüzünü kurularken onu, vücudunun ışık yansıyan tüm yerlerini, kıvrımlarını izlemeye dalmışım. Sorduğu soruya tepki vermediğimden anlamış olmalı, elini sallayarak "Hey" diye seslendi. Utandım, ama çok değil; ona olan zaafımı biliyor zaten.
--------
Müzik yazmak istedim aslında. Bir şarkı tasvir etmeye çalışayım dedim, ne kadar becerebileceğimi merak ediyordum. Gitar başladı, bas, davul ve vokal girdi arkadan. Ama yok, olmadı. Anlatmak istediğim müzik Bumblefoot'un Overloaded'ıydı.
Az önce izlediğim filmdekilerden, gündüz baktığım bir Türk ressamın yaptığı "homoerotik" resimlerden olsa gerek, aklım bunlara gitti işte.
Gidip uyuyayım en iyisi. Belki yazıma girdiği gibi rüyama da girer birileri.
Ah, aklıma geldi... "Şeytan aldatması" demiş Zülfü Livaneli Mutluluk'ta. Saf Gelin'in rüyalara girip genç erkeklere yaşattığı zevkli günah, veya günahlı zevk. Ne güzel bir kitap olmuş be...
Duvara yaslı kanepeye doğru yürüdüm. Otururken banyonun kapısı açıldı, elinde havluyla çıktı. Az önceki halinden biraz daha dinç görünüyordu; yine de ölü gibiydi, gözlerinden uyku akıyordu hala. Gözüm bir an masanın üstündeki boş bira şişelerine kaydı. Diri görünen tek yeri parçalı karın kaslarıydı. Düzgün bir vücudu vardı, kaslı olduğunu biliyordum, ama onu böyle görmemiştim hiç. Üstünde bir tek gri eşofman altı vardı, göbeğinin altında duruyordu ve içinden baksırı çıkıyordu kıçının üstüne doğru.
Elindeki havluyla yüzünü kurularken onu, vücudunun ışık yansıyan tüm yerlerini, kıvrımlarını izlemeye dalmışım. Sorduğu soruya tepki vermediğimden anlamış olmalı, elini sallayarak "Hey" diye seslendi. Utandım, ama çok değil; ona olan zaafımı biliyor zaten.
--------
Müzik yazmak istedim aslında. Bir şarkı tasvir etmeye çalışayım dedim, ne kadar becerebileceğimi merak ediyordum. Gitar başladı, bas, davul ve vokal girdi arkadan. Ama yok, olmadı. Anlatmak istediğim müzik Bumblefoot'un Overloaded'ıydı.
Az önce izlediğim filmdekilerden, gündüz baktığım bir Türk ressamın yaptığı "homoerotik" resimlerden olsa gerek, aklım bunlara gitti işte.
Gidip uyuyayım en iyisi. Belki yazıma girdiği gibi rüyama da girer birileri.
Ah, aklıma geldi... "Şeytan aldatması" demiş Zülfü Livaneli Mutluluk'ta. Saf Gelin'in rüyalara girip genç erkeklere yaşattığı zevkli günah, veya günahlı zevk. Ne güzel bir kitap olmuş be...
